Dün televizyonda bir program izledim. Hani şu zor durumdaki insanların yardımına koşup , onlara göstermelik yardımlar yapılıp sonra yine kaderlerine terkedilen insanları anlatan programlar. Aslında fazla izlemem bu tür programları ama nedense kanalları gezerken bir çocuk takıldı gözüme. Daha 10- 11 yaşlarında ve bir yol kenarına oturmuş önünde bir tartı para kazanmaya çalışıyor. Ülkemdeki binlerce çocuğun hali bu belki de... Ama çocuk o kadar büyük bir saflık içinde anlatıyordu ki halini durup onun hayatına giremeden edemedim. Çocuk anlattıkça benim de yüreğim dağlanıyordu sanki. Spiker soruyor çocuk yanıtlıyordu. Okul harçlığını çıkarmak için çalıştığını söylüyordu .Sabah okula gidiyor , okuldan çıkıp2 saat içinde ödevlerini bitirip tekrar çalışmak üzere eline tartısını alıp ,başka insanları tartarken
bir yandanda kendi hayatını tartmak üzere çıkıyordu sokaklara. Günde 4-5 milyon kazanıyordu. Ne yapacaktı bu parayı... yanıt belli tabiki de,, öğretmenine borcu olduğunu söylüyordu 65 milyon dergi parası ve 50 milyon yakacak parası bu ay kazanması gerekiyor parayı ödenecek borçlar var, hayatın ona ödeyecek borcu olduğu halde...
Çocuğun kıpkızıl saçları ve parıl parıl prlaya gözleri ve daha anlatacak çok şeyi vardı. Babasının asgari ücretle çalıştığını ve zeten hasta olduğu içinde sık sık işe gidemediğini söylüyordu ve ekliyordu -zeten hiç çalışmasını istemiyorum çünkü çalıştıkça dahahda hastalanıyor.. ben çalışarak bakarım onlara diyordu..
Anneside hastaydı. Geldimi hep üstüse gelir ya. En büyük isteğinin ne olduğunu sordu spiker, çocuk saflığıyla cevap verdi hüdayi ( adı buydu galiba ) bir bisiklet.. Babasının çöpten bulduğu bir bisikletinin olduğunu fakat onunda bozulduğunu söyledi tamir ettirecek parası yoktu tabiki de. Çok da zeki bir çocuktu kendisinden, yaşından daha büyük şeyler söylüyordu. Aslında hiçbir çocuğun çalışmamaı gerektiği ama bazen hayatın bunu zorunlu hale getirdiğini söyledi. , yine utanarak ve eline aldığı bir çubukla yere birşeyler çizerek...
Evet onların çalışmaması ve çocukluklarını yaşaması gerekiyor. Amam onlar zamanımızın ÇÖPTEN ADAMLARI. Yaşları bedenleri küçük ama kocaman yürekleri ve kendilerinden daha ağır yükleri var omuzlarında. Aslında binlerce küçük hüdayi var etrafımızda. Ama biz onlar yokmuş gibi yaşıyoruz , sanki onlar birere roman kahramanı , sanki hiç yoklar , romanı okuyup bitirdiğimizde onlarda bitecek ... Bu hikayeyi izlerken yüreğiniz anlatılmaz bir biçimde atmaya başlar birşeyler yapmak gerektiğini düşünürsünüz, etrafımızda böyle acı çeken insanlar varken kendimizin nasıl rahatça yaşayabildiğinizi sorgularsınız,, kesinlikle birşeyler yapılması konusunda kararlısınızdır artık.... Belki o günün gecesi biraz uykusuzlukta çekersiniz.. Ve tekrar sabah olur... Eyvah!! işe geç kaldım , Yaaa ilk dersi kaçırdım işte... Uff acaba bugün şirketteki toplantıda nasıl bir konuşma yapsam ,,, Acaba bügün param yattımı hesabıma ;; Hayat tekrar devam eder ve küçük hüdayi yine elinde tartısı ,belki de hiç farkında olmadan sizi tartacak ve parayı uzatıp eline uzaklaşıp gideceksiniz ... NE mutlu insanız işte herşeyi ne kadar da çabuk unutuyoruz.. yoksa Yaşayamazdık herhalde değil mi!!!!!
|